Hazret-i
Mevlana’nın Hayatı
Mevlana’nın
asıl adı Muhammed Celaleddin’dir. Mevlana ve Rumi de, kendisine
sonradan verilen isimlerdendir. Efendimiz manasına gelen Mevlana
ismi O’na daha pek genç iken Konya’da ders okutmaya başladığı
tarihlerde verilir. Bu ismi, Şemseddin-i Tebrizi ve Sultan
Veled’den itibaren Mevlana’yı sevenler kullanmış, adeta adı
yerine sembol olmuştur. Rumi, Anadolu demektir. Mevlana’nın,
Rumi diye tanınması, geçmiş yüzyıllarda Diyar-ı Rum denilen
Anadolu ülkesinin vilayeti olan Konya’da uzun müddet oturması,
ömrünün büyük bir kısmının orada geçmesi ve nihayet türbesinin
orada olmasındandır.
Mevlana’nın doğum yeri, bugünkü Afganistan’da bulunan, eski
büyük Türk Kültür merkezi Belh’tir. Mevlana’nın doğum tarihi
ise 30 Eylül 1207 (6 Rebiu’l-evvel, 604) dir.
Hazret-i
Mevlana’nın Ölüme ve Mezara Bakışı
“Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladı
mı, bende bu cihanın gamı var, dünyadan ayrıldığıma tasalanıyorum
sanma; bu çeşit şüpheye düşme, bana ağlama, yazık yazık deme.
Şeytanın tuzağına düşersem işte hayıflanmanın sırası o zamandır.
Cenazemi görünce ayrılık ayrılık deme. O vakit benim buluşma
ve görüşme zamanımdır. Beni kabre indirip bırakınca, sakın
elveda elveda deme; zira mezar cennetler topluluğunun perdesidir.
Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneşe ve aya batmadan
ne ziyan geliyor ki? Sana batmak görünür, ama o, doğmaktır.
Mezar hapis gibi görünür, ama o, canın kurtuluşudur. Hangi
tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumunda şüpheye
düşüyorsun? Hangi kova kuyuya salındı da dolu dolu çıkmadı?
Can Yusuf’u ne diye kuyuda feryad etsin?Bu tarafta ağzını
yumdun mu o tarafta aç. Zira senin hayuhuyun, mekansızlık
aleminin fezasındadır.”
Hazret-i
Mevlana’nın Ziyaretçilerine Seslenişi
“Kardeş, mezarıma defsiz gelme; çünkü Allah
meclisinde gamlı durmak yaraşmaz. Hak Teala beni aşk şarabından
yaratmıştır. Ölsem, çürüsem bile, ben yine o aşkım.”
“Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız?
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.” |